29 Şubat 2012 Çarşamba

"KİRLİ" den tarih 31.12.2011 umutsuz askların 2011 de kalması dilegiyle yazılmıs bır yazı ..

Bir seferinde yine bir pencere önünde eskimişti yüreğim..
Gözlerim buğusuna takılsa da camın, gözlerimdeki buğu da eskimeye yüz tutmuş gibiydi sanki..
O an yudumladığım kahveden başka kimse anlamazdı beni, ondan başkası da dinlemezdi zaten..
Hani nerede bir buğu görsen küçücük bir kalp çizersin ya..Düşlediğin sevgilinin kalbini, düşlerini..
Sen o kocaman yüreğinle kocaman kocaman severken, o küçücük kalbine almaz ya seni, yada yer kalmaz sana..
İşte öyle bir şey bu benimkisi, kumdan kale yapmak gibi, oturur düşlersin biraz, bir şeyler var edersin kendince..
Sonra o kumun sahibi dalga, gelir her zaman ki gibi alır götürür onu senden..İşte tam da bu aslında..
Artık şimdi yürek de, hayaller de eski, eskimiş belli ki..
Kimi zaman sen düşüncelerinle sarılıp uyurken onla, o yüreğinin yosun tuttuğuna sarılır düşünmeden geceleri..
Ama her şey eskir, düş de, aşk da, ad da..Bir bakmışsın bahar olmuş..Pencerenin önünde üç beş tomurcuk, üç beş umut yeşermiş aşkla..
Yeni bir seni kucaklamış aşkla, yeni bir ad..Beklemek zor muydu ki diye sorar belki, kızaran kulaklarınla sımsıkı sarınca onu..
Düşün her gece iç karartıp, düşleyerek, zırlayarak küçük çocuklar gibi acıtmak kolay yüreğini, zor olan yeni umudu düşlemek, yenilenmek..Bir yanın yok dese de hep, vazgeçme dese de düşlemekten..
Bu aşk başkalarının kıyafetlerini giymek gibi, ya dar gelir ya kısa..
İyisi mi en iyisi bu yeni yılda yeni biri olmak, yeni sevdalar giymek aşkla..
Şimdi bunu okurken ya son yudumundasın kahvenin yada kahve çoktan soğumuştur artık..
E bir seylerin de çoktan soğuma vakti gelmedi mi? Ne dersin?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder