Aslında herkeste var olan, ancak "O" nu gördüğünde her salisede bir delice çarpmaya başlayan fakat orada olduğunu bile çoğumuzun unuttuğu kalp denilen, can alan, cana can katan illet..bende ancak "O" nu gördüğümde hatırlayabilmiştim zaten. Işıkların yanılması mıydı bu lanet büyü yoksa yalnızca sözlere karışmış sesi miydi bilmiyorum. Elbet hepimiz bir "O" yaşamıştır bir zaman dilimi boyunca. En içimize işlemiştir. Her beklenti durağında arkasından şarkılar söylemişizdir. Aslında bende burada arkasından şarkılar söylediğim, gelecek zamanları dudaklarının arasından içtiğim, hoparlörün tınısını kulaklarımda, ağzımda, ellerimde, ayaklarımda hatta adımlarımda hissettiren o insana, sana, bir şeyler yazmak istedim. Böylelikle varlığının bende ki yansımasını görecek ve böylece ikimiz hakkında konuşmaya gerek kalmayacak şekilde durumu özetlemiş olacaktım kendiliğinden.
Yazıya bile dökemediğim anlamsız hisler bendekiler. Satırlara hapsettiğim, tutsak duygularım.. Defalarca yazıp defalarca sildiğim bu satırlar.Yazmak anlamsız, sana yazıyor olmak daha da anlamsız artık benim için, çünkü aslında senin için anlamsız.Ben kalbimde yaşatırken seni tüm saflığımla, sen bir başkasının olan kalbini, senin olmayan bir kalbe hapsettin işte!
Nasıl isterdim saçlarını okşamayı, yada saçlarımı okşamanı omzunda uyurken, mum ışığının daha da güzelleştirdiği yüzümün tüm masumiyetiyle sabaha merhaba demeyi.
Zaten değişmeyecek şeyleri değiştirmeye çalışmak değil mi insanı mutsuz eden ? Hadi silkelen, gör gerçekleri, olmayacak şeyleri, yani hayalleri.Hayal kurmak anlamsız rüyanın içindeysen eğer, sadece gözünü açmana bakar rüyanın bedenini hapsetmiş ruhundan arınmak için.
Yeniden doğ benimle,betondan katı bunca yolun nehire döktüğü mutluluk yudumlarında sarhoş olalım.Yeniden doğmalıyım seninle güneşten kara bunca sabahın aydınlattığı yüzünde, kırışıklıklar belirginleşmeli yüzümde. Doğmalıyız beraber ve öylece yaşlanmalıyız, zamanın kuruttuğu dudaklarından su içmeliyim can buluırcasına ama şarap gibi olmalıyız en çok, aynı yastığa koyupta başımızı, tükenen yıllara bakmadan güzelleşmeliyiz el ele.
En acısı da ne biliyor musun?
Bu satırlara sadece onda birini dökebildiğim hislerimin hiç bir zaman senin tarafından bilinmeyecek olması..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder